Franz Kafka, 3 Temmuz 1883'te o dönem Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'na bağlı Prag'da, Almanca konuşan Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası Hermann Kafka, kendi çabalarıyla yoksulluktan kurtulmuş, otoriter ve başarı odaklı bir tüccardı. Baba ile oğul arasındaki derin gerilim, Kafka'nın yaşamına ve yazarlığına belirleyici biçimde damga vurdu; 1919'da kaleme aldığı ancak hiçbir zaman göndermediği uzun mektup, Babama Mektup (Brief an den Vater) olarak edebiyat tarihine geçti.
Prag Alman Üniversitesi'nde hukuk eğitimi alan Kafka, 1906'da doktorasını tamamladı. Sonraki yıllarda bir sigorta şirketinde memur olarak çalıştı; bu rutin, baskılayıcı bürokrasi deneyimi, yapıtlarındaki labirentsi yönetim sistemlerinin ve anlamsız prosedürlerin gerçek hayattaki kaynağı oldu. Gündüzleri çalışmak, geceleri ise yazmak zorunda kalan Kafka, bu ikili yaşamdan sürekli rahatsızlık duyduğunu günlüklerinde dile getirdi.
Kafka'nın yayımlanmış ilk kitabı Seyirci (Betrachtung, 1913) adlı kısa düzyazı derlemesiydi. Asıl sesi ise kısa hikâyelerinde yankılandı. 1915'te yayımlanan Dönüşüm (Die Verwandlung), sabah uyandığında kendini dev bir böceğe dönüşmüş bulan Gregor Samsa'nın hikâyesini anlatır. Yabancılaşma, aile içi ilişkiler ve ekonomik baskıyı alegorik bir dille işleyen bu hikâye, modern edebiyatın en çok okunan ve yorumlanan metinlerinden biri haline geldi.
Kafka yaşamı boyunca üç büyük roman başlattı; ancak hiçbirini tamamlayamadı. Amerika (Amerika ya da Der Verschollene, 1927), Dava (Der Proceß, 1925) ve Şato (Das Schloß, 1926), yazarın ölümünden sonra yakın dostu Max Brod tarafından yayımlandı. Kafka, öldükten sonra tüm yazılarının yakılmasını vasiyet etmişti; Brod bu vasiyete uymayarak yapıtları dünyaya kazandırdı.
Kafka, yaşamı boyunca veremle mücadele etti. 1917'de başlayan hastalığı zamanla gırtlağına sıçradı ve son yıllarını giderek ağırlaşan semptomlarla geçirdi. Birden fazla nişanlanıp ayrıldı; özellikle Felice Bauer ile sürdürdüğü uzun ve karmaşık ilişki, yazışmaları aracılığıyla belgelendi. Hayatının son döneminde Dora Diamant ile birlikte Berlin'e taşındı. 3 Haziran 1924'te, bugünkü Avusturya sınırları içindeki Kierling sanatoryumunda, henüz 40 yaşında hayatını kaybetti.
"Kafkaesk" sözcüğü bugün dünya dillerinde, anlamsız bürokrasi, bireyinin sistemler karşısındaki çaresizliği ve giderek derinleşen varoluşsal kaygıyı tanımlamak için kullanılmaktadır. Yalnızca birkaç kısa hikâye ve tamamlanmamış üç romanla bu denli geniş bir kültürel iz bırakmak, Kafka'yı 20. yüzyılın tartışmasız en özgün edebiyat seslerinden biri kılmaktadır.