Logo
Logo
GİRİŞ YAP

Âşık Veysel Kimdir?

  1. Kimdir?
  2. Kimdir? Nedir?

Âşık Veysel Şatıroğlu (1894–1973), Türk halk şiiri ve müziğinin en büyük temsilcilerinden biridir. Yedi yaşında çiçek hastalığı nedeniyle gözlerini yitiren bu Sivas'lı ozan, elindeki bağlamayla Anadolu'nun sesine dönüşmüş; hayat, ölüm, toprak ve insan sevgisi üzerine kaleme aldığı deyişlerle yüzyılı aşkın bir süredir gönüllerde yaşamaya devam etmektedir.

Âşık Veysel Kimdir?

Gerçek adıyla Veysel Şatıroğlu, 25 Ekim 1894 tarihinde Sivas'ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde dünyaya geldi. Alevi bir aileye mensup olan Veysel, çiftçi Karaca Ahmet ile Gülizar çiftinin altı çocuğundan beşincisiydi. Avşar boyunun Şatırlı obasından gelen ailenin soyadı, 1934'te çıkan Soyadı Kanunu ile Şatıroğlu olarak tescil edildi.

Veysel henüz yedi yaşındayken bölgede salgın hâlini alan çiçek hastalığına yakalandı ve bu hastalık nedeniyle önce sağ gözünü, ardından sol gözünü yitirdi. Dünyayı yalnızca birkaç yıl görebilmişti; ancak o kısa sürede kazandığı imgelerle hayatı boyunca şiir ve türkülerini yoğuracaktı. Babasının, oğlunu oyalamak ve teselli etmek amacıyla aldığı bağlama, Veysel'in tek yoldaşına dönüştü.

Müziğe Adım Atışı ve Ahmet Kutsi Tecer ile Tanışması

Bağlamayı ilk öğrendiği ustası, köyünü ziyaret eden gezgin âşıklardan biri olan Çamşıhılı Ali oldu. Başlangıçta diğer ozanların deyişlerini çalıp söyleyen Veysel, zamanla kendi sesini bulmaya başladı. Uzun yıllar yalnızca kendi köyünde ve çevresinde tanınan Veysel için kader çizgisi, 1931 yılında değişti.

Sivas Maarif Müdürü sıfatıyla görev yapan şair Ahmet Kutsi Tecer, 5-7 Kasım 1931'de düzenlediği Sivas Âşıklar Bayramı'na on beş ozanı davet etmişti. Bu buluşmada sahne alan Âşık Veysel, Tecer'in dikkatini çekti. Tecer, Veysel'in şiirlerini ilk kez yazıya döken kişi oldu ve onu ülkenin dört bir yanına taşıyacak fırsatların kapısını araladı. Bu tanışma, Âşık Veysel'in Anadolu'nun sıradan bir köy ozanından Türk edebiyatının ve halk müziğinin simge ismine dönüşmesindeki en belirleyici kırılma noktasıydı.

Köy Enstitülerindeki Saz Hocalığı

Tecer'in girişimleriyle Köy Enstitüleri bünyesinde başlatılan müzik programları çerçevesinde Âşık Veysel, 1941 yılında Arifiye Köy Enstitüsü'nde saz hocalığına başladı. Ardından sırasıyla Hasanoğlan (1942), Eskişehir Çifteler (1943), Kastamonu Gülköy (1944), Yıldızeli Pamukpınar (1945) ve Samsun Ladik Akpınar (1946) köy enstitülerinde de saz dersleri verdi. Bu dönem, Veysel'in yalnızca bir ozan değil, bir eğitimci ve kültür taşıyıcısı olarak da iz bıraktığı yıllardır.

Kişisel Yaşamı

Âşık Veysel'in yaşamı, sanatının beslendiği derin acılarla iç içe geçmiştir. İlk eşi Esma Hanım'la evlilikten iki çocuğu oldu; ne var ki oğlu çok küçük yaşta hayatını kaybetti, ardından eşi evi terk etti, geriye kalan kız çocuğu da kısa süre içinde öldü. Bu yoğun yıkımın ardından köyünden ayrılan Veysel, bir süre başka köylerde yaşadı. İkinci evliliğini Gülizar adlı bir kadınla yapan Veysel, bu birliktelikten çocuk sahibi oldu. Öğretmen olan oğlu Bahri Şatıroğlu, babasının yaşamını gün gün kayıt altına alarak pek çok araştırmaya kaynak kişi olmuştur.

1965 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi, ana dile ve millî birliğe katkılarından dolayı Âşık Veysel'e özel bir kanunla vatanî hizmet tertibinden aylık bağladı. 1952'de İstanbul ve Ankara'da büyük jübileler düzenlenerek Veysel'in halk ve aydınlar tarafından tanınmasına vesile olundu.

Şiir Anlayışı ve Edebi Kişiliği

Âşık Veysel, Alevi-Bektaşi geleneğinin içinden çıkmış bir halk ozanıdır. Şiirlerinin kökleri tasavvuf düşüncesine, gövdesi aşk ve insan sevgisine, dalları ise toplumsal konulara dayanır. Okuma yazma bilmemesine karşın hayat-ölüm, kader, fanilik, toprak ve birlik gibi evrensel temaları derinlikli bir içtenlikle ele almıştır. Yunus Emre geleneğiyle kurulan bu köklü bağ, onu yalnızca yerel bir ozan olmaktan çıkarıp Türk şiirinin evrensel seslerinden biri hâline getirmiştir.

Şiirleri biçim bakımından ağırlıklı olarak koşma ve deyiş türlerinde söylenmiş; büyük çoğunluğu 11'li hece ölçüsüyle örülmüştür. Süslü ve gösterişli söyleyişten kaçınan Veysel, sadeliği ve içtenliği her zaman ön planda tutmuştur. Türk edebiyat eleştirisinin sehl-i mümteni olarak tanımladığı —yani kolayca söylenmiş gibi görünen ancak benzerini söylemek son derece güç olan— şiir anlayışının en başarılı örneklerini Veysel'in dizelerinde bulmak mümkündür.

Şiirlerinde saza özel bir yer ayıran Veysel için bağlama yalnızca bir çalgı değil, dert ortağı ve varoluşun simgesiydi. Körlüğü, şiir dünyasında anlam yüklü bir metafora dönüşmüş; gözlerin göremediği dünyayı gönlün gördüğü, dış karanlığın iç aydınlığa kapı araladığı bir paradoks olarak işlemiştir. Yıllar sonra kendisine katarakt ameliyatı önerildiğinde bunu reddeden Veysel, içinde kurduğu dünyayı yok etmemek istediğini söylemiştir.

Başlıca Eserleri

Âşık Veysel'in şiirleri yaşadığı dönemde üç kitapta bir araya getirildi: Deyişler (1944), Halkevleri Genel Merkezi tarafından basılan ve halkla ilk buluşan kitabıdır. Sazımdan Sesler (1950), kendi bestelerinin ve en olgun şiirlerinin toplandığı eserdir. Dostlar Beni Hatırlasın (1970), Ümit Yaşar Oğuzcan'ın derleme çalışmasıyla hazırlanan kapsamlı şiir kitabıdır. Ölümünün ardından tüm şiirleri Bütün Şiirleri adıyla yeniden yayımlanmıştır (1984). En bilinen eserleri arasında Uzun İnce Bir Yoldayım, Kara Toprak, Dostlar Beni Hatırlasın ve Güzelliğin On Para Etmez sayılabilir.

Mirası ve Etkileri

1953 yılında hayatı konu alınan Karanlık Dünya adlı film, Metin Erksan yönetmenliğinde çekildi; senaryoyu Bedri Rahmi Eyüboğlu kaleme aldı ve Veysel filmde bizzat rol aldı. 1970'li yıllarda Selda Bağcan, Gülden Karaböcek, Hümeyra, Fikret Kızılok ve Esin Afşar gibi sanatçılar Veysel'in deyişlerini yeniden düzenleyerek geniş kitlelere ulaştırdı. Sivrialan'daki evi 1982'den itibaren Kültür Bakanlığı tarafından müzeye dönüştürülerek korunmaktadır; her yıl 16–21 Mart tarihleri arasında köyde anma törenleri ve Âşıklar Bayramı düzenlenmektedir.

Âşık Veysel, 21 Mart 1973 tarihinde doğduğu köy olan Sivrialan'da akciğer kanserinden hayatını kaybetti. Vasiyeti, toprağının üzerine beton dökülmemesiydi: mezarının üzerinde otların ve çiçeklerin büyümesini istemişti. Türk halk şiirinin ve müziğinin bu eşsiz ozanı, geride bıraktığı sazı ve sözüyle bugün de dostlar tarafından hatırlanmaya devam etmektedir.

Âşık Veysel Âşık Veysel kimdir Âşık Veysel şiirleri Uzun İnce Bir Yoldayım Kara Toprak Dostlar Beni Hatırlasın Veysel Şatıroğlu Türk halk şiiri halk ozanı

BÜLTEN ABONELİĞİ

Tüm yazılarımızdan haberdar olun.